Kulağa büyülü geliyor, değil mi? Nancy Williams bu bakış açısını ‘omnipotent kontrol’ denilen bir savunma mekanizmasıyla açıklıyor. Yani, bizde stres yaratan durumlardan bizi koruyan bir taktik. Ama neyden korunmaya çalışıyoruz? Her şeyden! Hayal kırıklıkları, başarısızlıklar, kontrolümüz dışında gelişen olaylar…

Aslında bu mekanizmanın kökeni, bebekliğimizden geliyor. primer narsisizm denilen erken dönemde, bebek acıktığında annesinin onu doyurmasını sanki kendi iradesiyle başarmış gibi hisseder. Yani, her şey onun kontrolündedir!  Olgunluk dönemine geldiğimizdeyse gerçekle yüzleşiriz: Kimsenin gücü sınırsız değildir.

Peki ya American Dream? Bu ideoloji, birincil omnipotans dönemindeki o büyülü inancı yeniden canlandırır: ‘İç dünyamı kontrol edebilirsem, her şey benim istediğim gibi olur.’ 

Peki bunu düşünmek bizim sağlıksız veya çocuksu olduğumuzu mu gösterir?
Hayır!


Bu inanç, doğru kullanıldığında çok güçlü bir motivasyon kaynağı olabilir. bir insan düşünün gününün tamamını hedefine giden yolda kendini destekleyecek rutinlerle zenginleştirmiş olsun. Sabahları kalkıp sağlığına dikkat eden, hedefleri için sarsılmaz disiplinle çalışan biri olsun bu. Bu kişinin kendi hedeflerine ulaşma ihtimali bunu yapmayan kişilere göre epey fazla olacaktır değil mi? yani demek ki hedefimize ulaşmak için yüzde yüz gerçekçi olmaya gerek yok, zaten tamamen gerçekçi olmak nedir ki? 

‘Gücünüz sınırlıdır, ama bu sınır içinde yaratabileceğiniz şeyler sonsuzdur.’ 

  1. Orijinal Alıntı:
    “Maturity includes the capacity to accept the limitations of one’s own power and the recognition of external reality.”
    (Olgunluk, kişinin kendi gücünün sınırlarını kabul etme kapasitesini ve dış gerçekliğinin farkına varmasıyla mümkündür.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir