Gün içinde kaç kez kendimizi filtreliyoruz? Söylemek istediklerimizi yumuşatıyor, tepkilerimizi bastırıyor, varlığımızı olduğundan farklı göstermeye çalışıyoruz. Peki neden? Beğenilmek mi, kabul görmek mi, uyum sağlamak mı? Bütün bunları yaparken gerçekte kim olduğumuzu unutuyor muyuz?
Otantik olmak, kendimizi olduğumuz gibi ifade edebilmekle ilgili. Ama bu, her zaman kolay ya da konforlu bir yol değil. Çoğu zaman otantik olduğumuzda daha savunmasız hissediyoruz. “Ya yargılanırsam? Ya insanlar beni böyle sevmezse?” gibi sorular aklımızdan geçebilir. Ancak asıl mesele şu: Başkalarının onayını alabilmek için kendimizden ne kadar ödün vermeye razıyız?
Bazen kim olduğumuzu keşfetmek için şu soruları kendimize sorabiliriz:
- Hayatta en çok ne zaman kendim gibi hissediyorum?
- Kendimi en özgür hissettiğim anlar neler?
- Bugün sırf uyum sağlamak için sustuğum, gizlediğim ya da değiştirdiğim bir şey oldu mu?
Otantik olmak, büyük adımlarla değil, küçük farkındalıklarla başlar. Kendimize biraz daha dürüst olmayı, hislerimizi reddetmek yerine onları kabul etmeyi deneyebiliriz. Bazen bir sohbetin içinde düşüncelerimizi açıkça ifade etmek, bazen de gerçekten istemediğimiz bir şeye “hayır” diyebilmek bile önemli bir adımdır.
Peki bugün, kendine biraz daha yaklaşmak için hangi küçük adımı atabilirsin?
